Facebook’ta Barış, Dünya’da Barış

Kasım 3rd, 2009
Peace on Facebook

Peace on Facebook

Demin Google Reader’ı tararken gözüme Peace on Facebook  ile ilgili bir yazı ilişti. http://peace.facebook.com adresinden ulaşabilen sayfa; Stanford Üniversitesi ve bir kaç organizasyonun ortaklaşa  başlattığı Peace Innovation adı hareketin Facebook ayağı. Bu sayfayı özel kılan şey ise barışın demografiklerini sunması.

Facebook'un "50 yıl içinde dünya barışı mümkün müdür" sorusu için Türk - Amerikan grafiği

Facebook'un "50 yıl içinde dünya barışı mümkün müdür" sorusu için Türk - Amerikan grafiği

Teknolojinin savaşa aktif bir şekilde katkısı var, peki ya barışa nasıl katkı sağlayabiliriz sorusunun cevabını, insanlara barışı anlık güncellemelerle gösterelim diye vermişler. Grafiklerde uzun yıllar anlaşmazlık yaşayan ve savaşan ırklardan, dinlerden, ideolojilerden insanların, birbirileriyle kurduğu arkadaşlıklar listeleniyor. Bunun yanında, “önümüzdeki 50 yıl içinde dünya barışı mümkün müdür” sorusu ön plana çıkıyor, grafiklerle tabi. Sonuçlara bakıldığında  Türkiye, bu konuda  Amerika’dan daha umutlu bir görüntü çiziyor.

Read the rest of this entry »

Yurdum İnsanının Alpha Takıntısı

Ekim 30th, 2009
Alpha Male

Alpha Male

Alpha male diye bir terim ortalıkta fink atıyor, kendine “alpha male” olduğu söylenen yurdum insanı malum terim hakkında gram fikir sahibi olmadığından, acaba karşısındaki küfür mü ediyor diye kendini ve dahi daha fazla karşısındakini paralıyor, bu kısır döngü içerisinden tam anlamı ile de çıkılamıyor, zira baktığım kadarıyla bu konu hakkında da adam gibi bir bilgi yok internet deryasında.

Öncelikle “alpha male” terimi hakikaten insanın üzerine de alınmayacak gibi bir terim değil çünkü hayvanları inceleyen bir grup zooloğun ortaya attığı bir şey. Yani aslında bu sıfatın yakıştırıldığı erkeklere bir yandan da hayvan oldukları söyleniyor, ama korkulacak bir şey yok çünkü bu iyi manada bir hayvan. Aygır gibi, aslan gibi, goril gibi kılından çok erkekliği, delikanlılığı ile bilinen hayvanlar mesela isanlarda alpha male kavramını açıklamamızda bize yardımcı olabilirler.

Bahsettiğim zoologlar alpha male terimini ortaya atarken tabii ki bir takım sosyal öğeleri ele alıyorlar hayvanlar aleminde. “Hayvanın sosyal ortamı olur mu?” diye soran alak vatandaşların, hayvanların biz insanlardan daha şehvetli, daha etkin, efendime söyliyeyim daha kral sosyal ortamları olduğunu bilmeleri şart. Nitekim bunu tatil beldelerine giden kara kuru, bol kıllı ve yabancı dil namına hiç bir şey bilmeyen erkeklerimizin “vöhey vöhey” diyerek götürdükleri hatun sayısına dikkat çekmek gerek.

Sosyal öğelerden bahsetmişken, herkesin kafasında canlanacak bir örnekle bu alfa erkeğinin gerçekte ne olduğunu pekiştirmek istiyorum. Hepimiz hayvanlı bir belgesel izlemişizdir, değil mi? Bu belgesellerde dikkatinizin çekeceği üzere erkek hayvan kendi bölgesini, affedersiniz, işeyerek işaretler. Bunu bilmeyen yok. Alfa erkeğine gelince, işte o belgesellerde gördüğünüz işeyip duran erkek, bu alfa erkeğidir.

Alfa erkeği bir grubun başını çeken, cevval, delikanlı, libidosu tavan yapmış olan erkektir ve şüphesi olan grup üyesine haddini bildirerek ya bu ünvanı korur, ya da yenildiği üyeye “abimsin, öl de öleyim” diyerek racona riayet eder. Bu yüzden de bir kadın erkeğine “oh, alfa erkeğim benim!” diyorsa, bu asla kötü anlamda söylenmemiştir, aksine erkeğin alanını işaretlemesi gerektiğine delalet eden bir işarettir.

Seriously, Hello World!

Ekim 13th, 2009
Hello World Pixel Art

Hello World Pixel Art

Yüzlerce kez kurduğum nacizane vazgeçilmezim, beleş blog yazılımı Wordpress‘imin ilk test yazısıdır “Hello World“.  Aramızda saçmalık derecesinde duygusal bir bağ var demek ki; bu biricik ve beleş zamazingoyu ne zaman kursam standart test yazısını silmeye kıyamıyorum. Karşılaştığımız zaman 2 dakika ekrana kilitlenip hayatımda ilk kez yaptığım şeyleri aklıma geldiğince düşündüren, 45 dakika tuvaletini tutan insan gibi saniyenin onda birinde değişen surat ifademin simgesi olmuştur. İlkler hep başkadır ama karmaşıktır.

İlklerden bahsetmişken, blog açma fikrimi hayata geçirmeye karar verdiğim zamanlardı, kendi dağınıklığım içinde benimle çok da bütünleşmesini istemediğim, çoğu zaman yüzüne bakmadığım, aylarca ha bugün ha yarın diye oyalayıp bir daha hiç kurcalamadığım boş bir sayfaydı “~ Atakan“, Hello World’ün eşliği dışında.

İlk ~ Atakan ve Hello World

04 Ekim 2007 tarihinde ilk ~ Atakan ve Hello World

22 Haziran 2008 tarihinde ~ Atakan

22 Haziran 2008 tarihinde ~ Atakan


Ve olay bir süre böyle devam etti. Benimle neredeyse aynı gün doğmuştu halbuki, en azından fikirde öyleydi. Gel zaman git zaman ziyaretçi çekmek adına kirlettiğim bir fikir olmasıydı rahatsız eden, en azından pratikte öyleydi. Bahaneler bir yana yeterince ilgilenememden dolayı “boş olacağına hiç olmasın” mantığı ile bir kalemde sildim. Vicdani red hakkımı bu mezvuya bulaştırmıyım diye de pek uğraşmadım. Zamanla varlığını bile unutttum, belki yalnışlık buradaydı. Peki doğruluk neredeydi?

Read the rest of this entry »

Hello world!

Ekim 11th, 2009

Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start blogging!